15/9/2008 ·
Sosyal hayatın temel anlaşma aracı olan dil ve onun malzemesi kelimeler, edebiyat için de hayatî bir önem taşır. Dil ve kelime, edebiyatın da hayatın da temel ifâde zemînidir. Edebiyat, hem şekil, malzeme ve hem de muhteva bakımından hayatla çok sıkı bir ilişki içindedir.
Edebiyat; kelimenin temel malzeme olarak kabul edildiği estetik bir iletişim aracı iken ve bir kültür taşıyıcısı sayılırken, onun bir kurgusal yapı içinde teşekkül ettiğini unutmamak gerekir. Bu üç özellik, gerçek hayata çok sıkı bir bağ ile bağlıdır
İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan dil, bir milletin kültür değerlerinden, gelenek ve göreneklerinden beslenir: ayrıca, onun gıdası, karşılaştığı diğer kültürlerdir. Edebî eserler de kelimeleri kullanarak dil yoluyla, o ülkenin insanlarını, gerek kendilerine gerekse bütün bir insanlığa anlatır. Bu yönüyle dil, kültür değerlerinden bir şûbedir ve edebiyatla hayâtın en mühim müşterekliğini temsil eder.
Kültür kelimesinin, bir milletin maddî ve mânevî değerler bütünü olduğu düşünülürse bu değerlerin kelimeler ile yeni nesillere edebiyat ortamında aktarılması, üzerinde tekrar tekrar durulacak bir husustur.
Kültür; milleti bir arada tutan dil, din, sanat, edebiyat, gelenek, görenek, an’ane gibi mânevî; han, hamam, câmi, kervansaray, giyim kuşam, eşya gibi maddî değerler bütünüdür. Dil; bir topluma âit bu değerlerin saklanacağı, yeni kuşaklara aktarılacağı; ilim ve teknolojinin imkânları ile insanların gelişeceği, başka kültürler ile münâsebet kuracağı çok önemli bir araçtır.
Kelimelerin anlamları, mecazlar dünyası, her kelimenin tek tek ve bir arada oluşturdukları çağrışım katmanları, o toplumun kültürü ve estetikteki derecesi hakkında bir fikir verir. Kelimelerin açık ve gizli anlamları, anlam ayrıntıları, târihten süzülerek gelen anlam değişiklikleri, yalnız ve yalnız edebî eserlerde bütün açıklığıyla görülebilir.
Dil, kültürün bir parçasıdır; insanlarla anlaşmayı sağlayan ve kültür taşıyıcılığı yapan, estetik bir yorum ortamı arayan edebiyat ise muhakkak bir millî kültür ortamı içinde meydana gelir ve başka kültürlerle irtibâta geçer. Sosyal hayat da böyledir. Günlük hayatımız içinde her insanın kendisini ifâde edebilecek bir davranış biçimi ve bu ifâdeyi daha farklı heyecan nüansları ile sergileyebileceği bir kültür aynası aradığı bilinmektedir. Bu farklı arayış, öncelikle millî kültürde sağlam bir yer edinebilmelidir. İkinci ve üçüncü derecedeki ifâde zeminleri, bir başka milletin kültürü olabileceği gibi, daha problemsiz bir ortamla, komşunun, bir başka kasabanın, bir başka şehrin âdet ve görenekleri olabilir. Okunan bir şiir, bir hikâye, bir roman, kurgu dünyâsında böyle bir buluşmayı gerçekleştirir ve günlük hayâtımız içinde çok sık yapamadığımız farklı aynalarda kendimizi seyretme işlemini, bir eserin satırları arasında çok câzip ve külfetsiz bir gelişim hâline getirebilir.
Dilin ana malzemesi kelimeler; edebiyatın ana malzemesi dil ve günlük hayatın gelişme aynasına kurgu ile katkıda bulunan en doğal araç, edebî eserdir. Her edebî eserde karşılaştığımız dünya, kimseyi rahatsız etmeden ve sosyal hayatın gerçeklerini değiştirip karıştırmadan, bizimdir.
Genel olarak sanatın ve özel olarak edebiyatın, sosyal hayata akseden birçok yeniliği, örnek veya temsilî hayatlar diyebileceğimiz kurgu dünyasında temsil edip yorumlarken, başka bilgi dâirelerine, başka disiplinlere ve kabullere ihtiyâcı vardır. Sanat, felsefe, din ve bilim hakkındaki görüşler, ihtiyâcımız olan bilgi ve kabulleri verir.
0 yorum yazılmıştır